Gondol Günlükleri / Çocuk, Kar ve Sevgi
Gondol Günlükleri / Çocuk, Kar ve Sevgi
Ölçülebilir bir şey
olmadığı herkesçe bilinmesine rağmen, özellikle çocuklar “Ne kadar çok
seviyorsun?” sorusuna sıkça maruz kalırlar. Sonra da soruyu yöneltene anlamsız
ifadelerle bakıp susarlar veya soran kişi birazcık şanslıysa çocuk kollarını
kocaman açar ve “Bu kadar!” der. Ağzından adeta dökülerek çıkar sözcükler çocuk
bunu söylerken. Ve yetişkinler bu cevabı bir defa almaya görsün, ardı ardına
yeniden sorarlar bu soruyu. İşte günlerden bir gün ben de kendimi bu soruyu
soranlar kervanının içinde bulmuştum.
Bu kısa hikaye bir
grup çocuk arasında Avusturya Alpleri’nde bir gondol seyahati sırasında
yaşandı. Ve ben o gün çocuklardan insan türünün en güzel yönünü yeniden öğrendim.
Her şey Mahir’in, o sırada elindeki güneş kremini yüzüne ve dudaklarına boca eden 5 yaşındaki Alp’e: “Çok sürme, her şeyin fazlası zarar!” demesiyle başladı. Alp kendinden yaşça büyük olan Mahir’i fazlaca ciddiye almış olacak ki, elindeki kremi usulca çantasına geri soktu. Fakat aklında bir şey takılı kalmıştı. Gerçekten de her şeyin fazlası zarar mıydı? 5 yıllık yaşam tecrübesi pek çok durumda bunun aksini ispatlıyordu aslında. Televizyonu çok izlediğinde, uzun süreler bilgisayar başında kaldığında ve hatta saatlerce ata bindiğinde bile hiçbir şey olmamıştı.
Her şey Mahir’in, o sırada elindeki güneş kremini yüzüne ve dudaklarına boca eden 5 yaşındaki Alp’e: “Çok sürme, her şeyin fazlası zarar!” demesiyle başladı. Alp kendinden yaşça büyük olan Mahir’i fazlaca ciddiye almış olacak ki, elindeki kremi usulca çantasına geri soktu. Fakat aklında bir şey takılı kalmıştı. Gerçekten de her şeyin fazlası zarar mıydı? 5 yıllık yaşam tecrübesi pek çok durumda bunun aksini ispatlıyordu aslında. Televizyonu çok izlediğinde, uzun süreler bilgisayar başında kaldığında ve hatta saatlerce ata bindiğinde bile hiçbir şey olmamıştı.
Önce kısa bir
sessizlik oldu gondolda, kimsecikler konuşmadı. O sırada Alp’in yoğun
düşüncelere daldığı her halinden belliydi. Bir taraftan büyük bir merakla
çukurlarına dalıp aniden beliren marmotları seyrediyor, diğer yandan Mahir’in
kafa karıştırıcı iddiasını çaktırmadan düşünüyordu. Bir süre sonra dayanamayan
Alp meraklı gözlerle yeniden Mahir’e yöneldi ve “Peki çok fazla telefonla
oynasak, o da mı zararlı?” dedi.
“Tabi ki zararlı!”
dedi Mahir.
“Peki ya kavun? Her
sabah kahvaltıda kavun yiyorum ben. Çok fazla kavun yersek ne olurmuş?”
“Çok fazla yersen obez
olursun Alp! Kavun komple şeker.” diye çıkıştı Mahir.
Sonunda bütün
gondol Mahir’e, fazlaca yapıldığında zararlı olmayacak bir şeyler bulabilme
umuduyla, ardı arkası kesilmeyen sorular sormaya başladı.
“Çok fazla spor
yapsak ne olur?” diye sordu Duru.
“E vücudumuz
yeterince dinlenemez, zayıflarız,”
“Peki çok uyursak
ne olur?” dedi Derin.
“Hayatı kaçırırız,
bir de gözlerimiz şişer çok uyumaktan,”
“Ya çok fazla su içersek?” dedi Duru.
“Sürekli tuvalete
gitmek zorunda kalırsın, geceleri de altını ıslatabilirsin.”
Liste böyle uzayıp
gitti. Sorular üstüne sorular, cevaplar üstüne cevaplar geldi. Herkesin susup
yeni sorular düşündüğü bir anda o ana kadar ağzını bir kere bile açmayan 8
yaşındaki Ömer yerinden doğruldu, Mahir’e anlamlı bir bakış attı.
“Ya birini çok
sevsek? O da mı zararlı?”
Gelen soru
karşısında Mahir şaşırmıştı.
“Ne kadar çok?”
“Kar kadar
çok…”
Avusturya - Hintertux


Comments
Post a Comment